22 Mayıs 2012
tr en

Haber Arama

Yeni anayasada insan onuru esas alınmalıdır PDF Yazdır e-Posta

 izu_iup_merdan_hekimoglu_4

 izu_iup_merdan_hekimoglu_2

iup_merdan_hekimoglu 

izu_kayhan_erciyes_merdan_hekimoglu_1

Prof. Dr. Merdan Hekimoğlu:

Yeni anayasada insan onuru esas alınmalıdır

TBMM tarafından yürütülen yeni anayasa çalışmalarına Ege Bölgesi'nden seçilen tek akademisyen olarak uzman desteği veren İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Merdan Hekimoğlu, İzmir Üniversiteleri Platformu Etkinlikleri çerçevesinde süren çalışmalar hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

İzmir Üniversiteleri Platformu Etkinlikleri, İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Merdan Hekimoğlu'nun "Yeni Anayasa Yapım Çalışmaları; Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlıklı konferansı ile devam etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek tarafından Yeni Anayasa çalışmaları bağlamında görüş ve önerilerini almak üzere Ege Bölgesi'nden davet edilen tek akademisyen olan İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Merdan Hekimoğlu, Sabancı Kültür Merkezi'nde yaptığı sunumda, süren çalışmalar ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Çalışmaları, her kesimin düşüncesini alma girişimleri nedeni ile olumlu bir çaba olarak değerlendiren Prof. Dr. Hekimoğlu, bununla birlikte, yeni Anayasa'nın yazım aşamasına gelindiğinde önemli sorunlar çıkabileceğine dikkat çekti. Hekimoğlu, Meclis Başkanı Çiçek tarafından açıklanan Anayasa Uzlaşma Komisyonu Çalışma Esasları'na dair 15 maddelik metnin önemli sorunlara yol açacağını iddia etti.

İzmir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kayhan Erciyeş, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süer Anaç, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Bahar, Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Bayrakdar, İzmir Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Feyzullah Topçu, Ege Ordusu ve Garnizon Komutanlığı Hakim Albay Oktay Atun, İzmir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Gülnur Erciyeş, Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Demet Özdamar ve Doç. Dr. Keramettin Tezcan'ın hazır bulunduğu konferansın ardından Prof. Dr. Hekimoğlu, dinleyicilerin görüşlerini aldı ve sorularını yanıtladı. Konferans sonunda Rektör Prof. Dr. Erciyeş, Hekimoğlu'na teşekkür plaketi takdim etti.

Anayasa demokratik meşruiyetini kaybetmiştir

Yürürlükte bulunan Anayasa'nın demokratik meşruiyete sahip olmadığını savunan Hekimoğlu, "Eğer bu Anayasa'nın arkasında, iddia edildiği gibi, yüzde 91 oranında halk desteği olsaydı, Anayasa'nın yarısından fazlası değiştirilirken insanlar ayağa kalkardı. 18 kere değişikliğe gidilen ve bugüne kadar 113 maddesi değiştirilen Anayasa kendi iç bütünlüğünü de yitirmiş ve artık hukuki bir mevta haline gelmiştir" dedi. Anayasa romantizmine de kapılınmaması gerektiği ifade eden Hekimoğlu, bütün sorunların yeni Anayasa yapımı ile çözüleceği algısının yanlış olduğunu ve bunun ileride büyük bir hayal kırıklığına yol açabileceğini söyledi.

Bu Meclis Anayasa yapabilir

Bireylerin oluşturduğu toplumun yapacağı Anayasa'nın devleti oluşturması mantığının Anayasa yapımı için geçerli olması gerektiğini savunan Prof. Dr. Merdan Hekimoğlu, Kurucu Meclis, Kurucu Referandum veya Olağan Parlamento eli ile Anayasa'nın yapılabileceğini belirtti. Şu anki Meclis'in yeni bir Anayasa yapabileceğini vurgulayan Hekimoğlu, "1978 İspanya Anayasası, genel seçimle oluşturulmuş İspanyol Parlamentosu (Cortes) tarafından yapılmıştır. 1975 İsveç, 2000 Finlandiya, 2011 Macaristan Anayasaları Kurucu Meclisler eli ile değil, olağan seçilmiş meclisler aracılığı ile yapılmıştır, beş darbeci generalin yaptığını halkın özgür temsilcileri eliyle yapamayacağını savunmanın hukuken, siyaseten ve ahlaken kabul edilebilir bir tarafı bulunmuyor" dedi.

Çalışmalar sekteye uğrayacaktır

Anayasa yapım çalışmalarında üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin fikrini ifade edebileceği bir ortam yaratılmasını demokrasi adına olumlu bir yaklaşım olarak değerlendiren Hekimoğlu, Meclis Başkanı Çiçek tarafından açıklanan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına dair 15 maddelik metnin ise önemli sorunlara yol açacağını iddia etti. Hekimoğlu, 15 maddelik çalışma esaslarının bazı maddelerinin, Anayasa çalışmalarını ciddi anlamda sekteye uğratacağına inandığını dile getirdi. 6. maddenin "Komisyon kararlarını oy birliği ile alır ve Anayasa metnini ancak oy birliği ile kabul eder" dediği bilgisini aktaran Prof. Dr. Hekimoğlu, "Esasen oy birliğinin demokratik toplum ve devlet düzeninin hâkim olduğu bir rejimde gerçekleşmesi mümkün değildir. Siyasal çoğulculuğun olduğu bir yerde de oy birliğini gerçekleştiremezsiniz. BDP ve MHP'nin, AKP ve CHP'nin Anayasa metnini oy birliği ile kabul edebileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu hata, bu Komisyon eli ile yapılacak Anayasa çalışmalarının çıkmaza girmesine, akamete uğramasına yol açacaktır" dedi.

Komisyonun çalışmaları meşru bir zemine oturtulmalıdır

13. maddede Komisyon tarafından kabul edilen bir maddenin ne Meclis Komisyonları tarafından ne de Meclis Genel Kurulu tarafından değiştirilebileceğinin belirlendiğine değinen Hekimoğlu, "Meclis Genel Kurulu tarafından Anayasa'nın değiştirilemeyeceğini kararlaştırmak, yoklukla sakat bir hukuki işlemdir. Burada ağır ve bariz bir yetki tecavüzü vardır. Meclis Uzlaşma Anayasa Komisyonu'nun adı ne Meclis İçtüzüğü'nde, ne Anayasa'da ne de başka bir mevzuat metninde bulunuyor. 1995 ve 2001 anayasa değişiklikleri bu şekilde yapıldığı için teamüle dayalı olarak bu Komisyon oluşturuldu. Oysa Türkiye'de yazılı ve katı bir anayasa modeli yürürlükte olduğu için, örneğin İngiltere'deki gibi anayasal geleneklerle iş görmek mümkün değildir. Nitekim 1982 Anayasası'nın 6. maddesi kimsenin kaynağını anayasadan almayan bir egemenlik yetkisini kullanamayacağına amirdir. Öncelikle bir kanun çıkarılarak veya İçtüzüğe ekleme yapılarak veyahut hiç olmazsa bir Genel Kurul kararı alınarak Komisyon çalışmaları legalleştirilmelidir" dedi.

Metnin 15. maddesini de hatalı olarak değerlendiren Hekimoğlu, "Eğer Komisyonu oluşturan partilerden herhangi biri çalışmalardan çekilirse veya üç toplantıya katılmaması nedeniyle çekilmiş sayılırsa, Uzlaşma Komisyonu dağılmış kabul edilir, denmiş. Bu durum, yüzde 6 oy alan parti tarafından, geri kalan ve yüzde 94 oy alan diğer partiler istemiş olsa bile yeni anayasa çalışmalarının bloke edebileceği, anormal bir anayasa yapım sürecinin ortaya çıkmasına yol açar. Kanaatim, Uzlaşma Komisyonu çalışmaları sonucu yeni Anayasa'nın yapılma ihtimali sıfırın da altındadır" açıklamasında bulundu. Çalışmaların henüz fikir toplama aşamasında olduğunu hatırlatan Hekimoğlu, "30 Nisan 2012'den sonra Anayasa yazılmaya başlanacaktır ve kanaatim, o tarihe gelindiğinde, maddeler üzerinde oy birliğiyle uzlaşma sağlamayı bir türlü başaramayacak olan Komisyonun da dağılacağı yönündedir" dedi. Bununla birlikte modernleşmenin reel sosyo-ekonomik dinamikleri bakımından büyük aşamalar kat eden Türkiye toplumunun er ya da geç yeni anayasasına kavuşacağını ve hiçbir gücün bu sürecine önüne geçemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Hekimoğlu, "Yeter ki ikna, konsensüs, rıza ve müzakereye dayalı bir samimi ve şeffaf zemin üzerinde demokratik süreç işletilmiş olsun"dedi. Herkesin birinci tercihleri dışında, ikinci ve üçüncü tercihlerine de razı olmayı ön kabul etmesi gerektiğini ifade eden Hekimoğlu, "Bu durum ancak, külli gerçeği bilmekte acz içinde bulunduğumuzun, herkesin en az bizim kadar gerçeği bir ucundan bilebilecek durumda olduğunun kabulü anlamında diğer insanlarla konuşmaya muhtaç olduğumuza dair demokrat zihniyeti benimsememiz durumunda bir anlam ifade edebilir" dedi.

İnsan onuru esas alınmalıdır

Prof. Dr. Hekimoğlu, sonucu ne olursa olsun Anayasa yapım çalışmaları söz konusu olduğunda ilk şartın insan onurunu esas almak olması gerektiğini savundu. Hekimoğlu, insanların mutlak anlamda eşit olmadıklarını ama onur bakımından eşit değerde olduklarını ifade etti. Yeni Anayasa çalışmalarında ipe un sermenin bir siyasi bedeli olacağını tahmin ettiğini dile getiren Hekimoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Komisyon çalışmaları başarısızlıkla sonuçlansa bile, eksiği kusuru görülen partileri ve liderlerini halkın, seçimler aracılığı ile cezalandıracağını düşünüyorum. Yeni anayasa konusundaki yüksek beklentilerin heba edilmesinin bence ciddi siyasi faturaları olacak. Ümidim, Türkiye'nin sivil, demokrat, halkçı, özgürlükçü, çoğulcu, anti-vesayetçi, kuvvetler ayrılığı fren ve denge mekanizmasını oluşturan bir anayasaya sahip olmasıdır. Bu bağlamda örneğin İngiltere'deki gibi bir "Gölge Kabine" kurumunu anayasallaştırabiliriz; bu şekilde faaliyetlerini yürütecek olan kabine üyelerine bir takım anayasal yetkiler verebiliriz. Böylece kuvvetler ayrılığını yasama ve yürütme erkleri arasındaki bir ayrılık olarak değil, iktidar ile ana muhalefet arasındaki bir ayrılık olarak yeniden tanımlayabiliriz. Çift meclis olabilir. Güçlü kamuoyu denetimi, ombudsmanlık, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, bağımsız ve tarafsız yargı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, nispi temsil seçim sistemi ve milletvekillerinin, örneğin yüz kadarının barajsız bir şekilde seçilmesi sağlanmalı. Oydaşmacı demokrasi modeli, bütün kurum ve kurallarıyla ihdas edilmeli. Terör propagandası ve ırkçılık yapmadığı sürece, ne kadar marjinal, ne kadar incitici, ne kadar bizi ajite edici olursa olsun bütün fikirler serbestçe ifade edilebilmeli. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı güvence altına alınmalı. Şiddet övgüsü yapmayan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri hakkı kullanımlarına, daha önce mülki idare amirlerine bildirimde bulunulmamış olsa da hoşgörüyle yaklaşılmalı. Türkiye'nin kuvvetler ayrılığına dayalı bir hükümet sistemi üzerinden demokratik bir rejim oluşturması her şeyden önce güç sahipleri tarafından talep edilmelidir. Çünkü denetimin olmadığı yerde hata yapma katsayınız artar. Ayrıca "vergisiz harcama olmaz" ilkesi anayasal güvenceye kavuşturularak, olası popülist uygulamaların önüne geçilmelidir. Yunanistan, İtalya ve İspanya'da baş gösteren ekonomik krizin kamu mali politikalarına yönelik anayasal sınırların mevcut olmamasından kaynaklandığını iddia etmek yanlış bir saptama olmayacaktır. Daha istikrarlı ve güvenilir bir ekonomik yapının sağlanması amacıyla kamu mali politikaları ile birlikte para politikalarına dair bazı anayasal iktisat ilkelerinin anayasaya konulması isabetli olacaktır. Bu bağlamda örneğin bütçe açığı, emisyon hacmi ve kamu borçlanmalarının gayri safi milli hasılaya oranı sınırlarının siyasi iktidarları kısıtlamak için anayasada gösterilmesi mümkündür."

İlgili haberler:

Yeni Anayasa Yapım Çalışmaları: Sorunlar ve Çözüm Önerileri Konferansı

Yeni anayasayı toplum istiyor

Yeni anayasa çalışmaları

Yeni anayasa çalışmaları hakkında TV haberleri

Bu Meclis yeni anayasa yapabilir mi?

Geri Dön

Doğanata Eğitim ve Kültür Vakfı - İZMİR ÜNİVERSİTESİ © 2007 - 2012