|
İzmir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Zafer Parlak moderatörlüğündeki panel, Türkiye Görme Özürlüler Kütüphanesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Önder Kütahyalı'nın konuşması ile başladı. Engelliler için en önemli şeyin toplumdan yardım almak olduğunu belirten Kütahyalı, "Engelli insanı eğittiğiniz zaman hayatta kendisine bir yol bulabiliyor" dedi. Kütahyalı, İzmir'deki kentsel engellerin sayılamayacak kadar çok olduğunu, İzmir Büyükşehir Belediyesinin belediye otobüslerindeki sesli ikazları vatandaşların rahatsız olduğu gerekçesiyle kaldırdığını öğrendiklerini kaydetti.
Ege Üniversitesi (E.Ü.) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Engelli Öğrenci Destek Birimi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Hatice Şahin ise engellilerle ilgili kullanılan dilin değiştirilmesi gerektiğini belirterek, "Onların da birey olma özelliği olduğunu hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. (Özürlü, sakat, kör) dememeliyiz. Bu bilinç ve anlayış da insanların evinde gelişiyor" dedi.
Engelli Öğrenci Destek Birimi'ni kurmasının 6 yılını aldığını söyleyen Şahin, Türkiye genelindeki 8,5 milyon engellinin sadece yüzde 2'sinin yüksekokula gidebildiğini belirtti. Şahin, şunları kaydetti:
"Çünkü üniversitelerimizde çok fazla fiziksel engel var. Öncelikle tuvalet en büyük ihtiyaç. Bir öğrencim tuvalet yüzünden öğrenimini bırakacaktı. Tuvaleti tamir ettirmek 11 ayımı aldı. Karşılaştıkları ikinci sorun bilinçle ilgili. Bilinç sorunu sadece öğrencilerimizde değil öğretim görevlilerimizde de var. Öğretim elemanlarımızın bazıları engelli öğrencilerimiz için (Okuyacak da ne olacak?) diyebiliyor. Önümüzdeki yıl hedefim öğretim üyelerimizle uğraşmak."
Engellilerin de sorunlarını aşmak için yeterince mücadele etmediğini savunan Şahin, tekerlekli sandalye kampanyası başlatmak yerine engelli milletvekillerine ulaşılarak sorunların dile getirilmesi gerektiğini söyledi.
Engellilerin de sorunlarını aşmak için yeterince mücadele etmediğini savunan Şahin, tekerlekli sandalye kampanyası başlatmak yerine engelli milletvekillerine ulaşılarak sorunların dile getirilmesi gerektiğini söyledi.
Sosyal devlet anlayışının gereklerinden birinin de engellilere eşit yaşam haklarının sunulması olduğunu söyleyen E.Ü. Ege Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Serkan Çınarlı, "Engelliler ile yaşama bilinci oluşmuyor çünkü 8.5 milyon engelli sosyal hayat içinde değil. Türkiye'deki 8.5 milyon engellinin sadece 2.5 milyonu bedensel engelli ama lisanslı sporcu sayısı 4 bin. Engellilere spor yapma hakkını vermek başka şey, çıkarılan kanunu uygulamak başka. Engelliler kendilerine verilmeyen hakları için mücadele etmeliler" dedi.
Ampüte Futbol Ligi'nin kurucusu olduğunu hatırlatan Çınarlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Altay-Galatasaray maçı öncesi şöhretler karması ile yapacağımız maçta bir öğrencim geldi ve (kanser olduktan sonra bacağım kesildi. Eğer bu takımda oynuyor olmasaydım evden çıkamazdım) dedi. 10 yıldır ampüte futbola sponsor arayan biri olarak İzmir Üniversitesi'nin Karşıyaka Engelliler Spor Kulübü basketbol takımına sponsor olması beni çok mutlu etti. Umarım bu örnekler artar" diye konuştu.
Sözlerine, "Gerçek özür bedende değil düşüncededir" diyerek başlayan Çağdaş Özürlüler Yaşam Derneği Başkan Yardımcısı Hafize Başer ise, yapılan son düzenlemeler ile sosyal güvenceye sahip engellilerin bile artık sağlık raporu almak için bedel ödemek durumunda kalmasının büyük sıkıntı yaratacağını söyledi. Engelliliğin bir suç ya da ceza olmadığının altını çizen Başer, "Engellilik bir nevi sağlıkta yapılan yanlışların sonucudur. Trafik kazası, doğa katliamı, çevre kirliliği, nükleer santraller engellileri yaratmaktadır" dedi. Engelliliğin üreterek aşılabileceğini savunan Başer,
"Üretirsek engelli değiliz. Eğitimimizi tamamlayacağız, fiziksel imkansızlıklar ile mücadele edeceğiz. Engellilerin haklarını kullanmalarını engellemek kimsenin hakkı değildir" diyerek sözlerini tamamladı.
RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ.
|